Adabı vardır organik hoşafın!
“Duyduğunun hiç birine, gördüğünün yarısına inan” der eskiler.
Son günlerde sosyal medyada sıkça yer bulan ve hatta Twitter’da uzun süre Trend Topic olarak kalan organik hoşaf mevzusu nedir?
Hani tutarsızca yazılan tweetler vardır ya, önü arkası düşünülmeden Allah ne verdiyse yazılan. Bu onlardan değil. BirGün Gazetesi adı altında gayet bilinçli bir şekilde gündem oluşturma amacıyla yazılmış ve başarılı olmuş bir yalan haber tweetlendi geçenlerde.

Gündeme sadece ‘yalan haberleriyle’ gelmeyi başarabilen BirGün gazetesi, yine bir yalan habere imza attı.
“TRT’nin bilim yarışmasında” diye bahsettikleri; TRT Haber ekranlarında yayınlanan “Bir Fikrin Mi Var” isimli girişimcilik yarışmasıdır aslında.
“organik hoşaf” diyerek basite aldıkları ürün türbanlı bir gıda mühendisi tarafından pastörize edilip raf ömrü uzatılmış yani marketlerde rahatlıkla satılabilecek sağlıklı ve geleneksel bir içecektir. Bahsedildiği gibi birinci olmamış, finalde elenmiştir. Mühendisin türbanlı olduğunu özellikle belirttim çünkü bu arkadaşların karın ağrısı da tam olarak buradan başlıyor. Bu durumdan hoşlanmasam da, bu tabiri kullanmak istemesem de maalesef bu ülkede bir sağ-sol krizi hala var. Söz konusu sözde gazete ise sözde sol kesimin fikrini savunuyor.
“alzheimer çipini geride bırakarak” kısmını ise bu tweetin ne amaçla yazıldığının en büyük göstergesidir.
“birinci oldu” ifadesi hikayenin en aptalca kısmı zaten. O kadar rahatlar ki; herkesin 3 sn. içinde öğrenebileceği bir yalanı yazabiliyorlar. Ama suç bizde. Neden? Çünkü bunu görüp ardını arkasını sorup soruşturmadan, en basitinden 3 saniye ayırıp Google’da bile aratıp bir bakmadan anında sinirlenip retweetleyebiliyoruz.
Kısa süre sonra da zaten tepkiler gelmeye başladı.

İşin aslı ise beni bayağı bi güldürdü. Neden mi?
Yarışmayı kazananlar; bu pis zihniyeti taşıyanların nefret ettiği KONYA’dan Adnan ve Uğur Kal kardeşler oldu. Kendilerini uzun zaman önce tesadüfen tanımıştım. Yaşadıkları mahallede “mucit kardeşler” olarak bilinen ikiz kardeşler; benim de kanayan bir yaram olan kasis sorununa “hız ayarlı kasis” ile çözüm bulmuşlar.
Kendilerini tebrik ediyor, hayatlarındaki kasislerde takılmamalarını diliyorum.
İnanmak istemeyenler için:
